Kuşkusuz ki fotoğraf, evrensel moda dilinin oluşumundaki en önemli oyunculardan biri. Geçtiğimiz yüzyıl içinde şekil değiştiren moda fotoğrafçılığı janrı da hayal kurabileceğimiz, hikayeler anlatabileceğimiz araçların başında geliyor. İçinde bulunduğumuz dijital çağın, sosyal medya hakimiyeti altında ilerleyip şekillenen, takip etmekte kısmen zorladığımız görsel ve anlatımsal içerikler ile dolup taşan moda dünyasında, fotoğrafın gelecekteki geçerliliği ise hala bir soru işareti…

Moda fotoğrafçısının konumu, değişimi ve geleceği üzerine fikir yürütebilmemiz için öncelikle moda fotoğrafının ne olduğunu kısaca betimlememiz gerekir. Efsanevi İngiliz fotoğrafçı David Bailey’e göre “kıyafet giymiş bir kadının portresi” kadar yalın bir anlatımı olsa da moda fotoğrafının kodları zaman içinde pek çok değişime uğradı ve halen uğramakta. Kökleri 1800’lerin Viktoryen portre fotoğraflarına dayanan bu sanat dalının çıkış noktası, zamanın önde gelen sosyete mensupları ve asilzadelerinin en gösterişli kostümlerini giyerek (tıpkı onlardan önce gelen ailelerinin, portre ressamlarının karşısına geçmesi gibi) objektif karşısına geçme geleneğine dayanıyor. Bu bağlamda Avrupa’nın lüks ve şaşa içinde altın günlerini yaşadığı 1900’lü yılların baş larında, Amerikalı fotoğrafçı Edward Steichen’in dönemin en önemli tasarımcısı Paul Poiret’nin kıyafetlerini giyen modelleri fotoğrafladığı kareler, ilk moda fotoğrafları olarak kabul edilir. Aynı yıllarda Condé Nast’ın daha önceleri içeriği illüstrasyondan oluşan moda dergisi Vogue’u satın alarak fotoğraf yayımlaması, bu yeni sanat dalının daha yaygın bir okuyucu kitlesi ile buluşmasına, dünyaya yayılmasına olanak tanımıştı. Ve çizimlerin yerini insanın alması, moda yayıncılığında gerçeklik algısının ilk defa deneyimlenmesi demekti.

Aslında içinde insan barındıran fotoğraflar çekilmeye başlandığından beri moda fotoğraf hayatımızın içindedir. Ancak bugün anladığımız moda fotoğrafının doğuşu 1920’li yıllara dayanmaktadır. Fotoğrafın, tam olarak bir belgesel veya reklam olamaması, ticari amaçlı kullanımı her zaman moda ve ünlüleri kapsamıştır ancak ilk zamanlardaki moda fotoğrafı ile şimdiki moda fotoğrafı arasındaki en önemli fark pazarlamadır. Şüphesiz o zamanlarda ortaya çıkmış ürünlerde en ufak bir pazarlama kaygısı güdülmemiştir.
Moda fotoğrafçılığı günümüzde olduğu gibi o günlerde de modanın başkenti olarak kabul edilen Paris’te aristokrat kesimin en şık kıyafetleri ile çektirdikleri portreleriyle hayatımıza girmiútir. Örneğin David Octavius Hill ve Robert Adamson Lady Mary Ruthven’in kimilerine göre ilk moda fotoğrafı olarak kabul edilen birer portrelerini çekmişlerdir.

Moda fotoğrafçıları, 1950’li yıllarda savaşın geride bıraktığı kasveti aşmak için daha spontane, fotojurnalistvari bir yaklaşım sergilemişti. Richard Avedon’un 1957 tarihli, modelin kaldırımdan zıplarken Pierre Cardin paltosunun havalandığı anı yakaladığı Carmen (Homage to Munkacsi) isimli fotoğrafı, bu köklü değişimin en ikonik referanslarından biri haline geldi. 1960’larda ise feminizm akımının ivme kazanması, Beatles’ın dünyayı sarsan çıkışı ve Londra sokaklarını saran genç ruh, moda dünyasında da kendini yeni fotoğrafçı, tasarımcı ve dergilerin doğması ile gösterdi. Dönemin hayat dolu, sinematografik kareleri, modayı sadece elit kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıp dünyaya kazandırmış; Twiggy, Jean Shrimpton gibi halkın içinden isimleri, arzu nesnelerine, okuyucuların özendiği uluslararası yıldızlara dönüştürdü.

Markalar tekstilde olduğu gibi hayatın her alanında hızlı döngü içerisinde yaşayan tüketim toplumuna yönelik iletişim stratejilerini değiştiriyor; kıyafet yerine ‘lifestyle’ satmayı hedefliyor. Bahsedilen bu lifestyle estetik hiç olmadığı kadar hayatın içinden ve dönemin sosyopolitik gelişmelerine duyarlı. Öyle ki geçtiğimiz yıl, Vogue dergisinin 125 yıllık geçmişinde kapak fotoğrafını çeken ilk siyahi isim olan Tyler Mitchell’a iyi bir moda fotoğrafını oluşturan özellikler sorulduğunda; “Artık moda fotoğrafı ne demek onu bile bilmiyorum.” cevabını vermiş. Kendilerine ‘image-maker’ ünvanını koyan bu yeni nesil fotoğrafçılar, aynı zamanda önceleri keskince ayrılan ticari ve kişisel moda fotoğrafçılığının arasındaki çizgiyi kaldıran isimler haline gelmiş durumda. Mitchell gibi yetenekler, izleyicinin kendinden bir parça bulabildiği, yeni bir enerjinin hakim olduğu fotoğraflar yaratıyorlar. Öte yandan Jamie Hawkseworth, Harley Weir, Jack Davison, Theo Wenner gibi yeni jenerasyon moda fotoğrafçılarının, sanat pratiklerine daha yalın, olduğu gibi, hatta romantik kabul edilebilecekbir ışıkla yaklaştığını görüyoruz. 2000’li yılların photoshop ve mükemmel güzellik takıntısı kendini bir kez daha kusurların övüldüğü, ifade özgürlüğünün ve eşitliğin vurgulandığı bir dünyaya bırakmış durumda. Öyle ki önceleri modaevlerinin en büyük kaygıları, reklam kampanyalarında sezonun kıyafetlerini en çekici ve albenili şekilde göstermek iken şimdi internette yarattıkları sansasyon derecesi önem sırasının başında geliyor. @freddiemade gibi Instagram hesapları, modayı mercek altına aldıkları meme’ler oluşturarak reklam kampanyalarının ve imajların ‘viral’ hale gelmesini sağlıyor.
Teknik bilgiler
Moda fotoğrafının çıkışından günümüze kadarki gelişim sürecinde geçirdiği evreler, teknik kullanım tercihleri ve moda olgusuyla birleşiminde kullanılan teknik ışık bilgisi araştırılmıştır. Araştırma sonucunda ilk dönemlerinde teknik anlamda kullanılan ampul aydınlatma ile elde edilen ışık etkisinin günümüzdeki ışık etkisi olarak değişmediği, teknik malzeme olarak ilerleme gösterdiği flash aydınlatmalara rastlanmıştır. Yaratılmaya çalışılan ışık etkisi temel mantalite olarak değişim göstermemiş fakat teknik malzeme olarak teknolojik gelişmelere ayak uydurduğu görülmektedir. Medyanın yaşamımızdaki yetkinliğinin bir sonucu olarak moda olgusu moda fotoğrafına da konsept ve kurgu olarak etki etmiş ve bu etkisini günümüzde de sürdürmeye devam etmektedir.

Ukraynalı moda ve ticari fotoğrafçı Jaroslav Monchak, nüanslı hikaye anlatımı ile aşılanmış, sıkıca oluşturulmuş, mükemmel aydınlatılmış ve şık portrelerde uzmanlaşmıştır. Müşterileri arasında uluslararası markalar ve en iyi moda dergileri bulunmaktadır ve talep ettikleri üst düzey çekimleri yapabilmek için, özellikle aydınlatma söz konusu olduğunda, teknik olarak oyununun üstünde olması gerekir. Jaroslav, moda fotoğrafçılığı tekniklerini açıklıyor ve profesyonel güzellik ve moda çekimlerini yakalamak için bazı ipuçlarını paylaşıyor.
- Aydınlatmayı Basit Tutmak
“Aydınlatma resminizi oluşturabilir veya bozabilir, ancak bu profesyonel aydınlatma ekipmanlarına çok fazla para harcamanız gerektiği anlamına gelmez. Fotoğraflarımın çoğunda sadece bir ışık kaynağı ve beyaz bir reflektör kullanıyorum.”
- Gün Işığı İle Çalışmak
“Aydınlatma kitine yatırım yapmadan önce bir pencereden gün ışığı ile çalışmayı öğrenin. Modelinizden pencereden iki metre uzakta durmasını isteyin. Tüm açılardan ve yanlardan çekim yapın, ışığın modele nasıl düştüğünü ve bunun genel görüntüyü nasıl etkilediğini anlayın. Modeli yaklaşık 30 derece döndürün ve yüzün şeklini vurgulayan ilginç gölgeler elde edin; 45 derecelik bir dönüş deneyin ve kontrastta daha fazla değişiklik göreceksiniz. “
- 6. Beyaz Dengesini Ayarlamak
“Çekime başlamadan önce yapmanız gereken ilk şeylerden biri, beyaz dengesini ayarlamak ve yeni bir konuma her gittiğinizde sıfırlamaktır. Moda fotoğrafçılığı konusunda yeniyseniz, kamera ön ayarları yararlıdır, ancak bir profesyonel gibi çekim yapmak için gri bir kart çekip fotoğraf makinesine Özel WB ayarını kullanarak beyaz dengesini ayarlamasını söyleyin. “
Çekim Aşaması
Bir moda fotoğrafçılığı yayımı yapmakla görevlendirildiğinizde, fikir veya tema belirli bir sayı için derginin editörü tarafından verilir. Özet sadece bir kelime veya bütün bir kavram olabilir. Özeti, nasıl yorumlanması gerektiği konusunda sanat yönetmeni veya editörü ile tartışırsınız. Bu aşamada, izleyicinin heyecanlı olmasını veya sakin olmasını, fotoğrafların çok fazla renk almasını veya fotoğrafların çok fazla renk almasını veya olması gerekir mi? kapatılabilir. Özetin sizin için ne anlama geldiğine ve bir moda fotoğrafı içinde anlamınızı en iyi nasıl tanımlayacağına siz karar verirsiniz. Sonuçların tüm olanakları mevcut bütçeye bağlıdır.

Her şey kararlaştırıldıktan ve bir tarih belirlendikten sonra, gerekli izinleri ve rezervasyonları almak önemlidir. Örneğin, çubuk gibi bir yerde çekim yapıyorsanız, sahibinden izin almanız gerekir. Modeli model ajansından ayırın. Makyöz, saç stilisti ve gerekirse asistanlar gibi tüm mürettebat için rezervasyon yaptırın. Stilistin ihtiyaç duyduğu ve gün için ayırdığı her şeye sahip olduğundan emin olun. Yiyecek ve su çok önemlidir, çünkü kimse açken çalışmayı sevmez. Müzik aynı zamanda ruh halini ayarlamaya yardımcı olur.
Fotoğraf çekerken kıyafetlere, yere, modele, aydınlatmaya bakmak ve tüm bu değişkenleri beğeninize göre düzenlemek zorundasınız. Stilist, makyaj sanatçısı ve saç stilistinden kendi alanlarına bakmalarını ve fotoğraf çekilirken modelin en iyi şekilde görünmesini sağlamalarını isteyin. Modeli oluşturduktan sonra bile, ekibinizin işlerine odaklanması önemlidir.
Kaynakça;

























