Moda Fotoğrafçılığı

Moda Fotoğrafçılığı

  Kuşkusuz ki fotoğraf, evrensel moda dilinin oluşumundaki en önemli oyunculardan biri. Geçtiğimiz yüzyıl içinde şekil değiştiren moda fotoğrafçılığı janrı da hayal kurabileceğimiz, hikayeler anlatabileceğimiz araçların başında geliyor. İçinde bulunduğumuz dijital çağın, sosyal medya hakimiyeti altında ilerleyip şekillenen, takip etmekte kısmen zorladığımız görsel ve anlatımsal içerikler ile dolup taşan moda dünyasında, fotoğrafın gelecekteki geçerliliği ise hala bir soru işareti…

   Moda fotoğrafçısının konumu, değişimi ve geleceği üzerine fikir yürütebilmemiz için öncelikle moda fotoğrafının ne olduğunu kısaca betimlememiz gerekir. Efsanevi İngiliz fotoğrafçı David Bailey’e göre “kıyafet giymiş bir kadının portresi” kadar yalın bir anlatımı olsa da moda fotoğrafının kodları zaman içinde pek çok değişime uğradı ve halen uğramakta. Kökleri 1800’lerin Viktoryen portre fotoğraflarına dayanan bu sanat dalının çıkış noktası, zamanın önde gelen sosyete mensupları ve asilzadelerinin en gösterişli kostümlerini giyerek (tıpkı onlardan önce gelen ailelerinin, portre ressamlarının karşısına geçmesi gibi) objektif karşısına geçme geleneğine dayanıyor. Bu bağlamda Avrupa’nın lüks ve şaşa içinde altın günlerini yaşadığı 1900’lü yılların baş larında, Amerikalı fotoğrafçı Edward Steichen’in dönemin en önemli tasarımcısı Paul Poiret’nin kıyafetlerini giyen modelleri fotoğrafladığı kareler, ilk moda fotoğrafları olarak kabul edilir. Aynı yıllarda Condé Nast’ın daha önceleri içeriği illüstrasyondan oluşan moda dergisi Vogue’u satın alarak fotoğraf yayımlaması, bu yeni sanat dalının daha yaygın bir okuyucu kitlesi ile buluşmasına, dünyaya yayılmasına olanak tanımıştı. Ve çizimlerin yerini insanın alması, moda yayıncılığında gerçeklik algısının ilk defa deneyimlenmesi demekti.

  Aslında içinde insan barındıran fotoğraflar çekilmeye başlandığından beri moda fotoğraf hayatımızın içindedir. Ancak bugün anladığımız moda fotoğrafının doğuşu 1920’li yıllara dayanmaktadır. Fotoğrafın, tam olarak bir belgesel veya reklam olamaması, ticari amaçlı kullanımı her zaman moda ve ünlüleri kapsamıştır ancak ilk zamanlardaki moda fotoğrafı ile şimdiki moda fotoğrafı arasındaki en önemli fark pazarlamadır. Şüphesiz o zamanlarda ortaya çıkmış ürünlerde en ufak bir pazarlama kaygısı güdülmemiştir.

  Moda fotoğrafçılığı günümüzde olduğu gibi o günlerde de modanın başkenti olarak kabul edilen Paris’te aristokrat kesimin en şık kıyafetleri ile çektirdikleri portreleriyle hayatımıza girmiútir. Örneğin David Octavius Hill ve Robert Adamson Lady Mary Ruthven’in kimilerine göre ilk moda fotoğrafı olarak kabul edilen birer portrelerini çekmişlerdir.

  Moda fotoğrafçıları, 1950’li yıllarda savaşın geride bıraktığı kasveti aşmak için daha spontane, fotojurnalistvari bir yaklaşım sergilemişti. Richard Avedon’un 1957 tarihli, modelin kaldırımdan zıplarken Pierre Cardin paltosunun havalandığı anı yakaladığı Carmen (Homage to Munkacsi) isimli fotoğrafı, bu köklü değişimin en ikonik referanslarından biri haline geldi. 1960’larda ise feminizm akımının ivme kazanması, Beatles’ın dünyayı sarsan çıkışı ve Londra sokaklarını saran genç ruh, moda dünyasında da kendini yeni fotoğrafçı, tasarımcı ve dergilerin doğması ile gösterdi. Dönemin hayat dolu, sinematografik kareleri, modayı sadece elit kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıp dünyaya kazandırmış; Twiggy, Jean Shrimpton gibi halkın içinden isimleri, arzu nesnelerine, okuyucuların özendiği uluslararası yıldızlara dönüştürdü.

   Markalar tekstilde olduğu gibi hayatın her alanında hızlı döngü içerisinde yaşayan tüketim toplumuna yönelik iletişim stratejilerini değiştiriyor; kıyafet yerine ‘lifestyle’ satmayı hedefliyor. Bahsedilen bu lifestyle estetik hiç olmadığı kadar hayatın içinden ve dönemin sosyopolitik gelişmelerine duyarlı. Öyle ki geçtiğimiz yıl, Vogue dergisinin 125 yıllık geçmişinde kapak fotoğrafını çeken ilk siyahi isim olan Tyler Mitchell’a iyi bir moda fotoğrafını oluşturan özellikler sorulduğunda; “Artık moda fotoğrafı ne demek onu bile bilmiyorum.” cevabını vermiş. Kendilerine ‘image-maker’ ünvanını koyan bu yeni nesil fotoğrafçılar, aynı zamanda önceleri keskince ayrılan ticari ve kişisel moda fotoğrafçılığının arasındaki çizgiyi kaldıran isimler haline gelmiş durumda. Mitchell gibi yetenekler, izleyicinin kendinden bir parça bulabildiği, yeni bir enerjinin hakim olduğu fotoğraflar yaratıyorlar. Öte yandan Jamie Hawkseworth, Harley Weir, Jack Davison, Theo Wenner gibi yeni jenerasyon moda fotoğrafçılarının, sanat pratiklerine daha yalın, olduğu gibi, hatta romantik kabul edilebilecekbir ışıkla yaklaştığını görüyoruz. 2000’li yılların photoshop ve mükemmel güzellik takıntısı kendini bir kez daha kusurların övüldüğü, ifade özgürlüğünün ve eşitliğin vurgulandığı bir dünyaya bırakmış durumda. Öyle ki önceleri modaevlerinin en büyük kaygıları, reklam kampanyalarında sezonun kıyafetlerini en çekici ve albenili şekilde göstermek iken şimdi internette yarattıkları sansasyon derecesi önem sırasının başında geliyor. @freddiemade gibi Instagram hesapları, modayı mercek altına aldıkları meme’ler oluşturarak reklam kampanyalarının ve imajların ‘viral’ hale gelmesini sağlıyor.

Teknik bilgiler

  Moda fotoğrafının çıkışından günümüze kadarki gelişim sürecinde geçirdiği evreler, teknik kullanım tercihleri ve moda olgusuyla birleşiminde kullanılan teknik ışık bilgisi araştırılmıştır. Araştırma sonucunda ilk dönemlerinde teknik anlamda kullanılan ampul aydınlatma ile elde edilen ışık etkisinin günümüzdeki ışık etkisi olarak değişmediği, teknik malzeme olarak ilerleme gösterdiği flash aydınlatmalara rastlanmıştır. Yaratılmaya çalışılan ışık etkisi temel mantalite olarak değişim göstermemiş fakat teknik malzeme olarak teknolojik gelişmelere ayak uydurduğu görülmektedir. Medyanın yaşamımızdaki yetkinliğinin bir sonucu olarak moda olgusu moda fotoğrafına da konsept ve kurgu olarak etki etmiş ve bu etkisini günümüzde de sürdürmeye devam etmektedir.

Ukraynalı moda ve ticari fotoğrafçı Jaroslav Monchak, nüanslı hikaye anlatımı ile aşılanmış, sıkıca oluşturulmuş, mükemmel aydınlatılmış ve şık portrelerde uzmanlaşmıştır. Müşterileri arasında uluslararası markalar ve en iyi moda dergileri bulunmaktadır ve talep ettikleri üst düzey çekimleri yapabilmek için, özellikle aydınlatma söz konusu olduğunda, teknik olarak oyununun üstünde olması gerekir. Jaroslav, moda fotoğrafçılığı tekniklerini açıklıyor ve profesyonel güzellik ve moda çekimlerini yakalamak için bazı ipuçlarını paylaşıyor.

  • Aydınlatmayı Basit Tutmak

“Aydınlatma resminizi oluşturabilir veya bozabilir, ancak bu profesyonel aydınlatma ekipmanlarına çok fazla para harcamanız gerektiği anlamına gelmez. Fotoğraflarımın çoğunda sadece bir ışık kaynağı ve beyaz bir reflektör kullanıyorum.”

  • Gün Işığı İle Çalışmak

“Aydınlatma kitine yatırım yapmadan önce bir pencereden gün ışığı ile çalışmayı öğrenin. Modelinizden pencereden iki metre uzakta durmasını isteyin. Tüm açılardan ve yanlardan çekim yapın, ışığın modele nasıl düştüğünü ve bunun genel görüntüyü nasıl etkilediğini anlayın. Modeli yaklaşık 30 derece döndürün ve yüzün şeklini vurgulayan ilginç gölgeler elde edin; 45 derecelik bir dönüş deneyin ve kontrastta daha fazla değişiklik göreceksiniz. “

  • 6. Beyaz Dengesini Ayarlamak

“Çekime başlamadan önce yapmanız gereken ilk şeylerden biri, beyaz dengesini ayarlamak ve yeni bir konuma her gittiğinizde sıfırlamaktır. Moda fotoğrafçılığı konusunda yeniyseniz, kamera ön ayarları yararlıdır, ancak bir profesyonel gibi çekim yapmak için gri bir kart çekip fotoğraf makinesine Özel WB ayarını kullanarak beyaz dengesini ayarlamasını söyleyin. “

Çekim Aşaması

  Bir moda fotoğrafçılığı yayımı yapmakla görevlendirildiğinizde, fikir veya tema belirli bir sayı için derginin editörü tarafından verilir. Özet sadece bir kelime veya bütün bir kavram olabilir. Özeti, nasıl yorumlanması gerektiği konusunda sanat yönetmeni veya editörü ile tartışırsınız. Bu aşamada, izleyicinin heyecanlı olmasını veya sakin olmasını, fotoğrafların çok fazla renk almasını veya fotoğrafların çok fazla renk almasını veya olması gerekir mi? kapatılabilir. Özetin sizin için ne anlama geldiğine ve bir moda fotoğrafı içinde anlamınızı en iyi nasıl tanımlayacağına siz karar verirsiniz. Sonuçların tüm olanakları mevcut bütçeye bağlıdır.

Her şey kararlaştırıldıktan ve bir tarih belirlendikten sonra, gerekli izinleri ve rezervasyonları almak önemlidir. Örneğin, çubuk gibi bir yerde çekim yapıyorsanız, sahibinden izin almanız gerekir. Modeli model ajansından ayırın. Makyöz, saç stilisti ve gerekirse asistanlar gibi tüm mürettebat için rezervasyon yaptırın. Stilistin ihtiyaç duyduğu ve gün için ayırdığı her şeye sahip olduğundan emin olun. Yiyecek ve su çok önemlidir, çünkü kimse açken çalışmayı sevmez. Müzik aynı zamanda ruh halini ayarlamaya yardımcı olur.

Fotoğraf çekerken kıyafetlere, yere, modele, aydınlatmaya bakmak ve tüm bu değişkenleri beğeninize göre düzenlemek zorundasınız. Stilist, makyaj sanatçısı ve saç stilistinden kendi alanlarına bakmalarını ve fotoğraf çekilirken modelin en iyi şekilde görünmesini sağlamalarını isteyin. Modeli oluşturduktan sonra bile, ekibinizin işlerine odaklanması önemlidir.

Kaynakça;

1 2 3 4 5

Mimariyle Modayı Biraraya Getirdi

Mimariyle Modayı Biraraya Getirdi

Kıyafetlerin hayatımızdaki yeri çok büyük ve çoğumuz kendimize has giyim tarzımızla başkalarına ilham oluyoruz. Peki modanın kendisi nerelerden ilham alabiliyor?

Shamekh Bluwi, tasarımlarını diğer illüstratörlerden farklı olarak, iki mesleğini bir araya getirip yarattığı çalışmalarıyla ün yakalıyor. Dubai’ye yaptığı bir yolculuk sırasında aklına gelen bu tarz için “’Sanatımı gerçek hayat manzarasıyla birleştirirsem ne olur?’ diye düşündüm ve kesikler fikri bugünkü haline dönüşmeye başladı.” diyen sanatçı, 2015’ten beri  manzaradan ilham alan moda illüstrasyonlarını Instagram üzerinden paylaşıyor.

İmza çalışmalarını oluşturmak için, kâğıdın geri kalanından kestiği geleneksel bir kadın giyim taslağı ile başlıyor. Ardından, kâğıdı eski moda kapılar ve parlak gökdelen pencereleri gibi hayattan daha geniş manzaralardan çeşitli arka planların önüne, akan su ve güneş ışığı gibi karmaşık görsel öğelere yerleştiriyor ve ortaya mimariyle harmanlanmış tarz kıyafetler çıkıyor.

Elbisenin iç kısmını kesen Bluwi, binanın zebra cephesini elbisenin dokusuna taşıyor.
Bu elbisedeki pencereler dekolte olarak değil, pencerenin kendi anlamında 🙂
Lyra Aqua Duo Brush’la renklendirdiği figürünün kıyafetinin iç kısımlarını kesip Pop-Art bir duvar önünde çekerek bir takım elbisenin eğlenceli de olabileceğini gösteriyor.
Rosie Whiteley-Huntington’ın yüzünü Ipad Pro tabletinde çizip tulumunu degrade çiçekli bir kumaştan tasarlanmış hissi yaratan Bluwi, baktıkça gerçekte de böyle elbiseler görmeyi dilemeyi sağlıyor.
Ipad Pro tabletinde Procreate programında çizdiği monokrom tarzdaki kızının takım elbisesi; önünde tuttuğu çiçeklerle adeta Barok tarzlı varaklı işlemeler, görkemli kabaraklığı olan brokar kumaşa sahip bir Dolce&Gabbana ürünü gibi.
Sıradan bir Procreate programında çizilmiş monokrom bir illüstrate gibi görünse de, farklı mekanlarda tarzdan tarza bürünüyor.
Sol tarafta 2 farklı renkteki minderden rengini alan figürü, sağ tarafta ise yol bariyerleri ve çizgileriyle kıyafetine başka bir doku kazanıyor.
Yine Ipad tabletindeki Procreate uygulamasını kullanan Bluwi, Koi balıklarının ihtişamlı kuyruklarından etkilenerek 3 Koi balığıyla figürünü giydirmiş ve bu sayede aynı ihtişamı yakalıyor.
Günümüzde çizilen dijital illüstrasyonları gerçek bir fotoğrafla adeta tablo haline getirdiği bir çalışma. Eski Roma kadınlarından biriyle yine heykellerle süslenmiş bir havuzun önündeki bu çalışmayla modern bir yaklaşım benimsiyor.
Evinizin Salonuna Gelen Sergiler

Evinizin Salonuna Gelen Sergiler

Koronavirüs yüzünden sokağa bile çıkamayıp yine de sosyalleşmek artık mümkün. Bu zorlu günleri bir nebze de olsa kolaylaştırmak adına birçok kurum ve kuruluş harekete geçti. Bunlardan bazıları da müze ve sergiler. Artık tek tıkla ulaşılabilir hale gelen bu etkinlikleri sizler için derledik.

SALVADOR DALİ

Sürrealist Dali için İspanya kariyerinin ilk ve son aşamasıydı. Birincisi onu dünyaya tanıttıysa, sonuncusu modern sanatçının efsanesini yaratmaya hizmet etti.

fft373_mf31662144

Link için tıklayınız.

LEONARDO DA VİNCİ

Leonardo da Vinci bir İtalyan mucit, sanatçı ve bilim adamıydı. İnsanlığın en büyük dahilerinden biri olarak kabul edilen Rönesans’ın evrensel yeteneği olan bir adam, zamanının ruhunu tamamen somutlaştırdı ve onu en farklı ifadelerle en büyük ifade biçimlerine getirdi.

Link için tıklayınız.

VINCENT VAN GOGH


Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi, dünyadaki Vincent van Gogh’un (1853-1890) en büyük sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Kalıcı koleksiyonda Vincent van Gogh’un 200’den fazla resmi, 500 çizim ve 750’den fazla mektup bulunmaktadır.

Link için tıklayınız.

RIJKSMUSEUM, AMSTERDAM

Hollanda Altın Çağı’ndan pek çok ustalığa ev sahipliği yapan bu ikonik müze , titizlikle dekore edilmiş salonlarında geziniyormuş gibi hissetmenizi sağlayacak bir Google Sokak Görünümü turu sunuyor .

Link için tıklayınız.

ULUSAL MODERN VE ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ, SEUL

Bu müze Kore’nin en popüler müzelerinden biridir ve şimdi dünyanın her yerinden tam anlamıyla erişebilirsiniz. 

Link için tıklayınız.

UFFİZİ GALERİSİ, FLORANSA

İtalya, Floransa’daki bu galeri, şehrin en ünlü ailelerinden biri olan de’Medicis’in sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Link için tıklayınız.

Kaynak: artsandculture/google

SÜRREALİZMİN MODAYA ETKİLERİ

SÜRREALİZMİN MODAYA ETKİLERİ

Sürrealizmin modadaki eşsiz özelliklerini görmek için bugünün podyumlarına ve moda dergilerine bir göz atmanız yeterlidir.  Siyasi tepkiler üzerine kurulan bir idealin modanın cazibesi ve materyalizmi içine nasıl gireceğini anlamak için, öncelikle Sürrealizmin ve hareketlerin ana ideolojilerinin kısa bir analiziyle başlayacağız. Sürrealist ideolojinin temel özellikleri üzerine bir inceleme tamamladıktan sonra, bu özelliklerin her birinin moda yoluyla nasıl ifade edildiğini araştıracağız.

Sürrealizm, sürrealist ressamların gerçekte olmayan unsurlar ve düşünceler kullanarak, kendi hayal güçleriyle oluşturdukları eserlerdir. Bu eserler ile düşüncelerini, duygularını ve hayal güçlerini yansıtırlar. Çevrelerindeki gelişmelere karşı, bu yolla cevap verirler. İnsanların bir kısmı, sürrealizmi saçma ve anlamsız görmektedir; bu tamamen yanlıştır. Realizmdeki gibi ders verir, düşünceleri gösterir. Tek farkı, gerçekte olmayan unsurlardır.

Gerçeküstücülük, Avrupa’da 1920’li yıllarda bir anlamda Dada’nın küllerinden doğan bir akımdır. Her şeye hatta sanatın kendisine muhalif olan Dada, sonunda kendi söylemini doğrularcasına (Gerçek Dadacı, Dada’ya karşıdır) yok olmuş, yerini, Dada’nın savunduğu görüşleri da­ha elle tutulur bir üretime dönüştüren Gerçeküstücülük akımına bırakmış­tır.

Sürrealizmin Unsurları ve Amacı

Sürrealizmin, realizm gibi belli başlı unsurları yoktur. Sürrealizmde, sürrealist ressamın hayal gücü ürünü unsurlar yer almaktadır. Bu unsurlar, ressamın düşüncesine bağlıdır. Örneğin; birden fazla unsurun birleştirilmesiyle oluşturulmuş hayal gücü ürünü bir unsurda vs. önemli olan ressamın düşüncesini bulabilmektir. Bunun için, sürrealist resimlerde; realist resimlerin aksine, unsurlar değil hayal gücü ve düşünce konuşur.

Bu akımın tem­silcileri olan ressamlar, konu olarak insanların bilinmeyen bir ev­re olan bilinçaltını resimlemeye yöneldiler. Onlar rüyaların, bilinçsiz davranışların bilinçaltı yaşantıya dayandığını ortaya çıkarmak istediler ve bunun için de kontrolsüz içgüdüsel bir bi­çimlemeye yöneldiler. Bu resimlemede, otomatik yani kendili­ğinden (Spontaneit), hiçbir estetik kaygıya kapılmadan yapılan anlatım önem kazanıyordu. Gerçeküstücü akımın programını da gerçekçilerde olduğu gibi gene bir şair olan Andre Breton yazdı. Ancak buna paralel olarak birçok yazar da, bilincin, bi­linçaltı baskılara boyun eğdiğini gösteren romanlar kaleme aldı­lar. Salvador Dali, Max Ernst, Giorgio de Chirico, René Magritte, Marc Chagall, Kay Sage, Carlo Carrà, Yves TanGuy, Man Ray, Joan Miro, Hans Arp bu akımın önde gelen ressam, heykeltıraş ve sanatçılarıdır.

Modada Gerçeküstücülük

Modadaki gerçeküstücülük üzerine hiçbir çalışma, öncü ilk kadını Elsa Schiaparelli’den bahsetmeden tamamlanmayacaktı. Salvador Dali, Man Ray ve Jean Cocteau gibi sanatçılarla yaptığı işbirliği, yaratıcılık ve stiliyle moda endüstrisini “şok etti”.

”Kıyafet tasarlamak benim için bir iş değil, bir sanattır.” Elsa S.

Viktor ve Rolf ile ilgili bir sonraki vaka çalışması, Gerçeküstücülüğün günümüz moda endüstrisine katkısını inceleyecektir. Selefi Schiaparelli gibi, Viktor ve Rolf da abartılı koleksiyonları ve yüksek konseptli podyum gösterileriyle “şok etme” yetenekleriyle biliniyorlar (Evans ve Frankel 2008). Açıkça Gerçeküstü olarak faturalandırılmasa da, Viktor ve Rolf’un gösterişli tasarımları Sürrealist fikirlerin masalsı özelliklerini anlatıyor ve Gerçeküstücülüğün günümüz modası üzerindeki etkisinin yüksekliğinin ideal bir örneği olarak hizmet ediyor.

Bu çalışma Sürrealizmin moda endüstrisinde oynadığı önemli rolü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Hem moda bakış açısını değiştirme biçiminde tarihsel bir bakış açısından hem de çağdaş tasarımcılar için ilham kaynağı olarak moda üzerindeki etkisinin devam etmesi. Sanatçılar ve tasarımcılar arasındaki işbirliği, Salvador Dali ve Elsa Schiaparelli’nin öncülüğünü yapan ve Viktor & Rolf’un sevdiği günümüz modasında örneklenen modanın eşi benzeri görülmemiş yollarla ilerlemesine izin verdi.

Gerçeküstücülüğün kurucu babaları, hareketlerinin kıyafetleriyle kendilerini meşgul etmese de, modanın mecazi ve anlamlı nitelikleri sürrealist fikirlerin ifadesi için doğal bir yol yarattı Moda endüstrisine çekiciliği, kumaş baskı, mücevher, şapka, couture vb. Gerçeküstücülük ve modanın bir araya gelmesi, modanın görüşünü tek kullanımlık ve asılsız olmaktan başlayarak bir sanat formuna dönüştürdü.

Gerçeküstücülük 1930’larda ve ötesinde sanatsal bir tarza dönüştükçe, moda, gerçeküstücülüğün sıradan ve sıra dışı, şekil bozukluğu ve süsleme, beden ve kavram, iddialılık ve gerçeklik arasındaki en gözle görülür birleşmelerden biri oldu. Bu büyüleme, bedeni kaplayan şey Sürrealist felsefesi için her zaman önemli olduğu için, hayal gücünün altında yatanları merak etmesine izin verdiği şekilde işe yaradı ve bu kolayca giyilebilir giysilere dönüştü. Modanın doğal özellikleri Sürrealist stilinin merkezinde yer alan şekil bozukluğunun fiziksel özellikleri ile doğal bir ilişki sundu.

Gerçeküstücülüğün moda, tasarım ve sanat alanlarında yıllar içinde gelişmekte olduğunu, şimdiki zamanımızda ve belki de şimdi daha çağdaş bir yaklaşımda yollarını bulduğu söylenebilir.

1937’de Elsa ve Dali, duvaklı, soluk mavi bir elbise olan “gözyaşı eti” adlı bir elbisede, et baskılarıyla işbirliği yaptılar ve daha sonra 1987’de gördük (Vanitas: Albino Anorektik için Et Kıyafeti) Kanadalı sanatçı Jana Sterbak için 50-60 kilo çiğ dikilmiş biftekten yapılan gerçek etten yapılmış bir elbise yarattı. Ve daha sonra 2010 yılında, Lady Gaga, Franc Fernandez tarafından tasarlanan MTV Video Müzik Ödülleri’nde bir et elbisesinde de yer aldı.

 2007 yılında koleksiyonunu başlatan mücevher tasarımcısı Delfina Delettrez gibi tasarımlarında gerçeküstücülük dokunuşuna sahip çok çeşitli çağdaş tasarımcılar var. Delettrez’in koleksiyonları genellikle çocukluğundan sürrealist bir şekilde ilham alıyor. Tasarımlarına kurbağalar, kafatasları, gözler, şiddetli hayvanlar ve zehirli böcekler ekliyor.

Gözlük tasarımcısı Anna-Karin Karlsson da tasarımlarına hayvan ve çiçek katan benzersiz şekiller yaratıyor, bu yıl da atı güneş gözlüğü için bir çerçeve olarak simgeleyen ‘Atın Yılı’nı tanıttı.

Chalayan, ticari olmaktan çok kavramsal olarak kabul edilen birkaç moda tasarımcısından biridir. Giysileri ve koleksiyonlarının sunumu güzel sanatlar, tiyatro ve hatta mobilya tasarımının alanlarını kapsıyor. Podyum gösterileri, trambolin gibi sahne aksesuarlarının eklenmesiyle geleneksel olmayan performanslar haline geliyor. Etkileri bilim kurgu ve genetik antropoloji kadar belirsiz olarak belirtiyor, bu yüzden yaratımlarının nasıl hızlı bir şekilde hiperbolik hale geldiğini anlamak kolaydır.

Milliner Treacy’nin gemi başlıkları eterik ve masal gibidir. Seçtiği değirmencilik ortamının sınırlarını genişleterek, yüksek moda dünyasına heykel başlıkları tanıttı. Parçalarının kafaya tünemiş olması ve doğal olarak kullanıcının hareketini takip etmesi, sadece performans duygusuna katkıda bulunur – örneğin, podyum ekranının mavi aydınlatmasına karşı bu Gemi başlığı, berrak bir gökyüzüne karşı denizde süzülüyor gibi görünüyor.

Saint Laurent, modanın büyüsünü, aşağıdaki alıntıda çok sayıda kaynaktan görüntüler etrafında fantezi üretebilen bir araç olarak özetliyor;

“ Bir aynayı göle, camı değerli taşlara, kurdeleleri bir ormana, tülü sis haline dönüştüren sihirbaz olmayı başardım. Tiyatro tarafından atılan büyüler bana gerçeklikten daha canlı ve aydınlık bir geri çekilme gibi geldi. ”

– Yves Saint Laurent

Kaynakça:

https://tr.wikibooks.org/wiki/Resimcilik/S%C3%BCrrealizm

https://ekstrembilgi.com/sanat/gercekustuculuk-surrealizm/

https://www.thejulietreport.com/blog/2019/1/24/meme-couture-viktor-rolf-spring-19-haute-couture

https://www.buro247.me/fashion/buro-loves/fashion-and-surrealism.html

https://www.louisarogers.net/blog/2019/2/9/deconstructing-reality-surrealism-on-the-catwalk