Moda Fotoğrafçılığı

Moda Fotoğrafçılığı

  Kuşkusuz ki fotoğraf, evrensel moda dilinin oluşumundaki en önemli oyunculardan biri. Geçtiğimiz yüzyıl içinde şekil değiştiren moda fotoğrafçılığı janrı da hayal kurabileceğimiz, hikayeler anlatabileceğimiz araçların başında geliyor. İçinde bulunduğumuz dijital çağın, sosyal medya hakimiyeti altında ilerleyip şekillenen, takip etmekte kısmen zorladığımız görsel ve anlatımsal içerikler ile dolup taşan moda dünyasında, fotoğrafın gelecekteki geçerliliği ise hala bir soru işareti…

   Moda fotoğrafçısının konumu, değişimi ve geleceği üzerine fikir yürütebilmemiz için öncelikle moda fotoğrafının ne olduğunu kısaca betimlememiz gerekir. Efsanevi İngiliz fotoğrafçı David Bailey’e göre “kıyafet giymiş bir kadının portresi” kadar yalın bir anlatımı olsa da moda fotoğrafının kodları zaman içinde pek çok değişime uğradı ve halen uğramakta. Kökleri 1800’lerin Viktoryen portre fotoğraflarına dayanan bu sanat dalının çıkış noktası, zamanın önde gelen sosyete mensupları ve asilzadelerinin en gösterişli kostümlerini giyerek (tıpkı onlardan önce gelen ailelerinin, portre ressamlarının karşısına geçmesi gibi) objektif karşısına geçme geleneğine dayanıyor. Bu bağlamda Avrupa’nın lüks ve şaşa içinde altın günlerini yaşadığı 1900’lü yılların baş larında, Amerikalı fotoğrafçı Edward Steichen’in dönemin en önemli tasarımcısı Paul Poiret’nin kıyafetlerini giyen modelleri fotoğrafladığı kareler, ilk moda fotoğrafları olarak kabul edilir. Aynı yıllarda Condé Nast’ın daha önceleri içeriği illüstrasyondan oluşan moda dergisi Vogue’u satın alarak fotoğraf yayımlaması, bu yeni sanat dalının daha yaygın bir okuyucu kitlesi ile buluşmasına, dünyaya yayılmasına olanak tanımıştı. Ve çizimlerin yerini insanın alması, moda yayıncılığında gerçeklik algısının ilk defa deneyimlenmesi demekti.

  Aslında içinde insan barındıran fotoğraflar çekilmeye başlandığından beri moda fotoğraf hayatımızın içindedir. Ancak bugün anladığımız moda fotoğrafının doğuşu 1920’li yıllara dayanmaktadır. Fotoğrafın, tam olarak bir belgesel veya reklam olamaması, ticari amaçlı kullanımı her zaman moda ve ünlüleri kapsamıştır ancak ilk zamanlardaki moda fotoğrafı ile şimdiki moda fotoğrafı arasındaki en önemli fark pazarlamadır. Şüphesiz o zamanlarda ortaya çıkmış ürünlerde en ufak bir pazarlama kaygısı güdülmemiştir.

  Moda fotoğrafçılığı günümüzde olduğu gibi o günlerde de modanın başkenti olarak kabul edilen Paris’te aristokrat kesimin en şık kıyafetleri ile çektirdikleri portreleriyle hayatımıza girmiútir. Örneğin David Octavius Hill ve Robert Adamson Lady Mary Ruthven’in kimilerine göre ilk moda fotoğrafı olarak kabul edilen birer portrelerini çekmişlerdir.

  Moda fotoğrafçıları, 1950’li yıllarda savaşın geride bıraktığı kasveti aşmak için daha spontane, fotojurnalistvari bir yaklaşım sergilemişti. Richard Avedon’un 1957 tarihli, modelin kaldırımdan zıplarken Pierre Cardin paltosunun havalandığı anı yakaladığı Carmen (Homage to Munkacsi) isimli fotoğrafı, bu köklü değişimin en ikonik referanslarından biri haline geldi. 1960’larda ise feminizm akımının ivme kazanması, Beatles’ın dünyayı sarsan çıkışı ve Londra sokaklarını saran genç ruh, moda dünyasında da kendini yeni fotoğrafçı, tasarımcı ve dergilerin doğması ile gösterdi. Dönemin hayat dolu, sinematografik kareleri, modayı sadece elit kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıp dünyaya kazandırmış; Twiggy, Jean Shrimpton gibi halkın içinden isimleri, arzu nesnelerine, okuyucuların özendiği uluslararası yıldızlara dönüştürdü.

   Markalar tekstilde olduğu gibi hayatın her alanında hızlı döngü içerisinde yaşayan tüketim toplumuna yönelik iletişim stratejilerini değiştiriyor; kıyafet yerine ‘lifestyle’ satmayı hedefliyor. Bahsedilen bu lifestyle estetik hiç olmadığı kadar hayatın içinden ve dönemin sosyopolitik gelişmelerine duyarlı. Öyle ki geçtiğimiz yıl, Vogue dergisinin 125 yıllık geçmişinde kapak fotoğrafını çeken ilk siyahi isim olan Tyler Mitchell’a iyi bir moda fotoğrafını oluşturan özellikler sorulduğunda; “Artık moda fotoğrafı ne demek onu bile bilmiyorum.” cevabını vermiş. Kendilerine ‘image-maker’ ünvanını koyan bu yeni nesil fotoğrafçılar, aynı zamanda önceleri keskince ayrılan ticari ve kişisel moda fotoğrafçılığının arasındaki çizgiyi kaldıran isimler haline gelmiş durumda. Mitchell gibi yetenekler, izleyicinin kendinden bir parça bulabildiği, yeni bir enerjinin hakim olduğu fotoğraflar yaratıyorlar. Öte yandan Jamie Hawkseworth, Harley Weir, Jack Davison, Theo Wenner gibi yeni jenerasyon moda fotoğrafçılarının, sanat pratiklerine daha yalın, olduğu gibi, hatta romantik kabul edilebilecekbir ışıkla yaklaştığını görüyoruz. 2000’li yılların photoshop ve mükemmel güzellik takıntısı kendini bir kez daha kusurların övüldüğü, ifade özgürlüğünün ve eşitliğin vurgulandığı bir dünyaya bırakmış durumda. Öyle ki önceleri modaevlerinin en büyük kaygıları, reklam kampanyalarında sezonun kıyafetlerini en çekici ve albenili şekilde göstermek iken şimdi internette yarattıkları sansasyon derecesi önem sırasının başında geliyor. @freddiemade gibi Instagram hesapları, modayı mercek altına aldıkları meme’ler oluşturarak reklam kampanyalarının ve imajların ‘viral’ hale gelmesini sağlıyor.

Teknik bilgiler

  Moda fotoğrafının çıkışından günümüze kadarki gelişim sürecinde geçirdiği evreler, teknik kullanım tercihleri ve moda olgusuyla birleşiminde kullanılan teknik ışık bilgisi araştırılmıştır. Araştırma sonucunda ilk dönemlerinde teknik anlamda kullanılan ampul aydınlatma ile elde edilen ışık etkisinin günümüzdeki ışık etkisi olarak değişmediği, teknik malzeme olarak ilerleme gösterdiği flash aydınlatmalara rastlanmıştır. Yaratılmaya çalışılan ışık etkisi temel mantalite olarak değişim göstermemiş fakat teknik malzeme olarak teknolojik gelişmelere ayak uydurduğu görülmektedir. Medyanın yaşamımızdaki yetkinliğinin bir sonucu olarak moda olgusu moda fotoğrafına da konsept ve kurgu olarak etki etmiş ve bu etkisini günümüzde de sürdürmeye devam etmektedir.

Ukraynalı moda ve ticari fotoğrafçı Jaroslav Monchak, nüanslı hikaye anlatımı ile aşılanmış, sıkıca oluşturulmuş, mükemmel aydınlatılmış ve şık portrelerde uzmanlaşmıştır. Müşterileri arasında uluslararası markalar ve en iyi moda dergileri bulunmaktadır ve talep ettikleri üst düzey çekimleri yapabilmek için, özellikle aydınlatma söz konusu olduğunda, teknik olarak oyununun üstünde olması gerekir. Jaroslav, moda fotoğrafçılığı tekniklerini açıklıyor ve profesyonel güzellik ve moda çekimlerini yakalamak için bazı ipuçlarını paylaşıyor.

  • Aydınlatmayı Basit Tutmak

“Aydınlatma resminizi oluşturabilir veya bozabilir, ancak bu profesyonel aydınlatma ekipmanlarına çok fazla para harcamanız gerektiği anlamına gelmez. Fotoğraflarımın çoğunda sadece bir ışık kaynağı ve beyaz bir reflektör kullanıyorum.”

  • Gün Işığı İle Çalışmak

“Aydınlatma kitine yatırım yapmadan önce bir pencereden gün ışığı ile çalışmayı öğrenin. Modelinizden pencereden iki metre uzakta durmasını isteyin. Tüm açılardan ve yanlardan çekim yapın, ışığın modele nasıl düştüğünü ve bunun genel görüntüyü nasıl etkilediğini anlayın. Modeli yaklaşık 30 derece döndürün ve yüzün şeklini vurgulayan ilginç gölgeler elde edin; 45 derecelik bir dönüş deneyin ve kontrastta daha fazla değişiklik göreceksiniz. “

  • 6. Beyaz Dengesini Ayarlamak

“Çekime başlamadan önce yapmanız gereken ilk şeylerden biri, beyaz dengesini ayarlamak ve yeni bir konuma her gittiğinizde sıfırlamaktır. Moda fotoğrafçılığı konusunda yeniyseniz, kamera ön ayarları yararlıdır, ancak bir profesyonel gibi çekim yapmak için gri bir kart çekip fotoğraf makinesine Özel WB ayarını kullanarak beyaz dengesini ayarlamasını söyleyin. “

Çekim Aşaması

  Bir moda fotoğrafçılığı yayımı yapmakla görevlendirildiğinizde, fikir veya tema belirli bir sayı için derginin editörü tarafından verilir. Özet sadece bir kelime veya bütün bir kavram olabilir. Özeti, nasıl yorumlanması gerektiği konusunda sanat yönetmeni veya editörü ile tartışırsınız. Bu aşamada, izleyicinin heyecanlı olmasını veya sakin olmasını, fotoğrafların çok fazla renk almasını veya fotoğrafların çok fazla renk almasını veya olması gerekir mi? kapatılabilir. Özetin sizin için ne anlama geldiğine ve bir moda fotoğrafı içinde anlamınızı en iyi nasıl tanımlayacağına siz karar verirsiniz. Sonuçların tüm olanakları mevcut bütçeye bağlıdır.

Her şey kararlaştırıldıktan ve bir tarih belirlendikten sonra, gerekli izinleri ve rezervasyonları almak önemlidir. Örneğin, çubuk gibi bir yerde çekim yapıyorsanız, sahibinden izin almanız gerekir. Modeli model ajansından ayırın. Makyöz, saç stilisti ve gerekirse asistanlar gibi tüm mürettebat için rezervasyon yaptırın. Stilistin ihtiyaç duyduğu ve gün için ayırdığı her şeye sahip olduğundan emin olun. Yiyecek ve su çok önemlidir, çünkü kimse açken çalışmayı sevmez. Müzik aynı zamanda ruh halini ayarlamaya yardımcı olur.

Fotoğraf çekerken kıyafetlere, yere, modele, aydınlatmaya bakmak ve tüm bu değişkenleri beğeninize göre düzenlemek zorundasınız. Stilist, makyaj sanatçısı ve saç stilistinden kendi alanlarına bakmalarını ve fotoğraf çekilirken modelin en iyi şekilde görünmesini sağlamalarını isteyin. Modeli oluşturduktan sonra bile, ekibinizin işlerine odaklanması önemlidir.

Kaynakça;

1 2 3 4 5

Prenses Diana’nın Ulaşılabilir Tarzı

Prenses Diana’nın Ulaşılabilir Tarzı

Prenses Diana’nın hayatından esinlenilecek yeni bir filmin yapılacağı haberinin gündeme gelmesiyle, gardırobunuzdan kıyafetlerle ilham alabileceğiniz ve yeniden yaratabileceğiniz rahat tarzını günyüzüne çıkarıyoruz.

Günlük hayatında çoğunlukla biker şortları oversized sweatlerle kombinlemeyi tercih eden Diana’nın günümüzde popüler olan bu akıma öncülük ettiği anlaşılıyor.
Buz mavisi jeanleri topuklu ve keten ceketlerle kombinleyerek spor-şık tarzından ödün vermiyor.
Yine günümüz modasına yön veren bir görünüm. “Ugly sneakers” modasının öncüsü de Diana olabilir.
Her kadının olmazsa olmazı çantalar Diana için de imza aksesuarlardan biriydi.
İşte o ikonik fotoğraf!
İngiltere prensiyle evlenmiş olan Diana’nın USA yazılı bir sweat giymesi onun ne kadar cesur ve standartlara karşı gelen özgür bir kadın olduğunun sadece bir örneği.
Bloggerların Karantina Seçimleri

Bloggerların Karantina Seçimleri

Karantinadayken giyinmenin kuralı yoktur!

Dünyanın etkisi altında olduğu ve artık pandemi olarak adlandırılan Covid-19, hepimizi yeni bir hayatın içine alarak alışkanlıklarımızı değiştirmeye zorladı. Bu değişen alışkanlıklardan biri hiç şüphesiz giyim tarzlarımız. Vaktimizin artık neredeyse tamamını evde geçirdiğimiz bu süreçte elbette tercihlerimiz de değişti. Kimimiz artık geceliklerini daha özenli seçiyor, kimimiz eski özgür hayatını özlediği için evde bile daha özenli giyiniyor. İşi sosyal medyada göz önünde bulunmak olanlar ise bu konuda daha dikkatli. Karantina sürecinde bloggerların ne giydiklerini ise sizler için tek tek seçtik.

Ispanyol Tekstil Devinden Ornek Adim

Ispanyol Tekstil Devinden Ornek Adim

Mango, Covid 19 ile mücadeleye yardımcı olan piyasadaki devlerin listesine katılıyor.

Ispanyol firma, mağaza içi satış gelirinin %1ini Dünya Sağlık Örgütü’nün Covid19 Dayanışma Müdahale fonuna bağışlayacağını duyurdu.
Pandemiyle beraber kepenkleri indirerek online satışa geçen Mango, karantina döneminin bittiği ve normal hayata geçiş yapılan bölgelerde mağazalarını açmaya başladı. Bundan önce cerrahi maske ve önlük üreten firma, Covid 19 Dayanışma Müdahale Fonu’nu “Dünyadaki bireylerin, şirketlerin, vakıfların ve diğer kuruluşların pandemiyi önlemesine, tespit ve müdahale etmesine yardımcı olmada Dünya Sağlik Örgütü’ne destek olunabilmesi için oluşturuldu.” şeklinde açıklayarak, dünyanın diğer bölgelerindeki mağazalarını açtıkca bağış yapmaya devam edeceklerini belirtti.

Spor Ayakkabılarınızla Deneyebileceğiniz Tarzlar

Spor Ayakkabılarınızla Deneyebileceğiniz Tarzlar

COVID-19 karantinasından öğrendiğimiz bir şey; konforun anahtar olmasıdır. Aynı şey ayakkabı için de geçerli.

Dışarıda eskisi kadar zaman geçirmememize rağmen, normal hayata döndüğümüz zaman çoğu şeyin eskisi gibi olmayacağı aşikar. Evrim geçirecek şeylerden biri de giyim tarzımız. Anna Wintour’un şoke eden spor görüntüsünü bu linkteki yazımızda yazmıştık. “Asla giymem.” dediği spor kıyafetleri bu karantina sürecinde giyen Wintour gibi sizlerin de tarzınızda ufak değişiklikler yapabileceğinizi düşündük ve bu nedenle sizin en uygun stili bulmanıza yardımcı olmak için bazı spor ayakkabı kombinlerini derledik.

Portman’dan Oscar’ı Protesto Elbisesi

Portman’dan Oscar’ı Protesto Elbisesi

Her sene en iyi filmleri ve oyuncuları ödüllendiren Oscar Film Ödülleri geçtiğimiz ay düzenlendi. Ödüller kadar davetlilerin kırmızı halı görünümleriyle de aylarca gündemde kalan Oscar ödülleri, bu sene de bir ilke ev sahipliği yaptı. Bu yıl konuşulanlar arasında renkler ve tasarımların yanı sıra mesaj içeren görünümler de oldukça konuşuldu.

Oynadığı karakterlerde ve Holloywood’taki toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ilgili pek çok kampanyada görmeye alışkın olduğumuz Natalie Portman, yine kendi statüsünü kullanarak ilginç bir hamle yaptı. Bu sene 1 adaylığı olan Portman, çok önemli bir detay fark etti ve bununla ilgili bir adım atarak istediği farkındalığa ulaştı.

Ortaçağdan ilham alan şeffaf altın ve siyah dantel elbisesi oldukça göz doldursa da asıl önemli parçası Dior peleriniydi. Pelerinin sağ tarafında geçen sene müthiş filmler çeken ancak aday gösterilmeyen başarılı kadın yönetmenlerin isimleri biyenin üstüne elbisenin altın rengiyle işlendi. Dikkatleri bu yönde çekmek isteyen Portman, makyajında hafif bir kedi göz, nude ruj ikilisiyle kısa dalgalı saçını kombinledi.

Anna Wintour Yeminini Bozdu

Anna Wintour Yeminini Bozdu

Anna Wintour , daha önce hiç giymeyeceğini ifade ettiği bir kıyafet giyerek hayranlarını şaşırttı.

Vogue dergisinin uzun süredir baş editörü olan Wintour, imza bob saç kesimi ve simsiyah güneş gözlüğü ile karakterize edilen dünyanın en tanınmış görünümlerinden birine sahip. Vogue’un “Go Ask Anna” adlı videosunda yer alırken  ‘Hiç eşofman giydiniz mi?‘ sorusuna ‘Asla!‘ yanıtını veren ikonik editör, birkaç yıl sonra hayranlarını şok etti.

 Vogue  Instagram hesabında yakın zamanda paylaşılan bir fotoğraf , editörün bir çift kırmızı eşofman altını kırmızı siyah çizgili bir kazak ile birleştirerek daha rahat bir görünüm seçtiğini gösterdi. İnsanlar henüz bu fotoğrafı sindirememişken ikinci spor görünümü yine Vogue hesabından paylaşıldı.

Koronavirüs pandemisinin moda endüstrisi için “derin zorluklar yarattığını” ve modanın “daha ​​düşünceli ve daha sürdürülebilir” olması gerektiğini ekledi.

SÜRREALİZMİN MODAYA ETKİLERİ

SÜRREALİZMİN MODAYA ETKİLERİ

Sürrealizmin modadaki eşsiz özelliklerini görmek için bugünün podyumlarına ve moda dergilerine bir göz atmanız yeterlidir.  Siyasi tepkiler üzerine kurulan bir idealin modanın cazibesi ve materyalizmi içine nasıl gireceğini anlamak için, öncelikle Sürrealizmin ve hareketlerin ana ideolojilerinin kısa bir analiziyle başlayacağız. Sürrealist ideolojinin temel özellikleri üzerine bir inceleme tamamladıktan sonra, bu özelliklerin her birinin moda yoluyla nasıl ifade edildiğini araştıracağız.

Sürrealizm, sürrealist ressamların gerçekte olmayan unsurlar ve düşünceler kullanarak, kendi hayal güçleriyle oluşturdukları eserlerdir. Bu eserler ile düşüncelerini, duygularını ve hayal güçlerini yansıtırlar. Çevrelerindeki gelişmelere karşı, bu yolla cevap verirler. İnsanların bir kısmı, sürrealizmi saçma ve anlamsız görmektedir; bu tamamen yanlıştır. Realizmdeki gibi ders verir, düşünceleri gösterir. Tek farkı, gerçekte olmayan unsurlardır.

Gerçeküstücülük, Avrupa’da 1920’li yıllarda bir anlamda Dada’nın küllerinden doğan bir akımdır. Her şeye hatta sanatın kendisine muhalif olan Dada, sonunda kendi söylemini doğrularcasına (Gerçek Dadacı, Dada’ya karşıdır) yok olmuş, yerini, Dada’nın savunduğu görüşleri da­ha elle tutulur bir üretime dönüştüren Gerçeküstücülük akımına bırakmış­tır.

Sürrealizmin Unsurları ve Amacı

Sürrealizmin, realizm gibi belli başlı unsurları yoktur. Sürrealizmde, sürrealist ressamın hayal gücü ürünü unsurlar yer almaktadır. Bu unsurlar, ressamın düşüncesine bağlıdır. Örneğin; birden fazla unsurun birleştirilmesiyle oluşturulmuş hayal gücü ürünü bir unsurda vs. önemli olan ressamın düşüncesini bulabilmektir. Bunun için, sürrealist resimlerde; realist resimlerin aksine, unsurlar değil hayal gücü ve düşünce konuşur.

Bu akımın tem­silcileri olan ressamlar, konu olarak insanların bilinmeyen bir ev­re olan bilinçaltını resimlemeye yöneldiler. Onlar rüyaların, bilinçsiz davranışların bilinçaltı yaşantıya dayandığını ortaya çıkarmak istediler ve bunun için de kontrolsüz içgüdüsel bir bi­çimlemeye yöneldiler. Bu resimlemede, otomatik yani kendili­ğinden (Spontaneit), hiçbir estetik kaygıya kapılmadan yapılan anlatım önem kazanıyordu. Gerçeküstücü akımın programını da gerçekçilerde olduğu gibi gene bir şair olan Andre Breton yazdı. Ancak buna paralel olarak birçok yazar da, bilincin, bi­linçaltı baskılara boyun eğdiğini gösteren romanlar kaleme aldı­lar. Salvador Dali, Max Ernst, Giorgio de Chirico, René Magritte, Marc Chagall, Kay Sage, Carlo Carrà, Yves TanGuy, Man Ray, Joan Miro, Hans Arp bu akımın önde gelen ressam, heykeltıraş ve sanatçılarıdır.

Modada Gerçeküstücülük

Modadaki gerçeküstücülük üzerine hiçbir çalışma, öncü ilk kadını Elsa Schiaparelli’den bahsetmeden tamamlanmayacaktı. Salvador Dali, Man Ray ve Jean Cocteau gibi sanatçılarla yaptığı işbirliği, yaratıcılık ve stiliyle moda endüstrisini “şok etti”.

”Kıyafet tasarlamak benim için bir iş değil, bir sanattır.” Elsa S.

Viktor ve Rolf ile ilgili bir sonraki vaka çalışması, Gerçeküstücülüğün günümüz moda endüstrisine katkısını inceleyecektir. Selefi Schiaparelli gibi, Viktor ve Rolf da abartılı koleksiyonları ve yüksek konseptli podyum gösterileriyle “şok etme” yetenekleriyle biliniyorlar (Evans ve Frankel 2008). Açıkça Gerçeküstü olarak faturalandırılmasa da, Viktor ve Rolf’un gösterişli tasarımları Sürrealist fikirlerin masalsı özelliklerini anlatıyor ve Gerçeküstücülüğün günümüz modası üzerindeki etkisinin yüksekliğinin ideal bir örneği olarak hizmet ediyor.

Bu çalışma Sürrealizmin moda endüstrisinde oynadığı önemli rolü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Hem moda bakış açısını değiştirme biçiminde tarihsel bir bakış açısından hem de çağdaş tasarımcılar için ilham kaynağı olarak moda üzerindeki etkisinin devam etmesi. Sanatçılar ve tasarımcılar arasındaki işbirliği, Salvador Dali ve Elsa Schiaparelli’nin öncülüğünü yapan ve Viktor & Rolf’un sevdiği günümüz modasında örneklenen modanın eşi benzeri görülmemiş yollarla ilerlemesine izin verdi.

Gerçeküstücülüğün kurucu babaları, hareketlerinin kıyafetleriyle kendilerini meşgul etmese de, modanın mecazi ve anlamlı nitelikleri sürrealist fikirlerin ifadesi için doğal bir yol yarattı Moda endüstrisine çekiciliği, kumaş baskı, mücevher, şapka, couture vb. Gerçeküstücülük ve modanın bir araya gelmesi, modanın görüşünü tek kullanımlık ve asılsız olmaktan başlayarak bir sanat formuna dönüştürdü.

Gerçeküstücülük 1930’larda ve ötesinde sanatsal bir tarza dönüştükçe, moda, gerçeküstücülüğün sıradan ve sıra dışı, şekil bozukluğu ve süsleme, beden ve kavram, iddialılık ve gerçeklik arasındaki en gözle görülür birleşmelerden biri oldu. Bu büyüleme, bedeni kaplayan şey Sürrealist felsefesi için her zaman önemli olduğu için, hayal gücünün altında yatanları merak etmesine izin verdiği şekilde işe yaradı ve bu kolayca giyilebilir giysilere dönüştü. Modanın doğal özellikleri Sürrealist stilinin merkezinde yer alan şekil bozukluğunun fiziksel özellikleri ile doğal bir ilişki sundu.

Gerçeküstücülüğün moda, tasarım ve sanat alanlarında yıllar içinde gelişmekte olduğunu, şimdiki zamanımızda ve belki de şimdi daha çağdaş bir yaklaşımda yollarını bulduğu söylenebilir.

1937’de Elsa ve Dali, duvaklı, soluk mavi bir elbise olan “gözyaşı eti” adlı bir elbisede, et baskılarıyla işbirliği yaptılar ve daha sonra 1987’de gördük (Vanitas: Albino Anorektik için Et Kıyafeti) Kanadalı sanatçı Jana Sterbak için 50-60 kilo çiğ dikilmiş biftekten yapılan gerçek etten yapılmış bir elbise yarattı. Ve daha sonra 2010 yılında, Lady Gaga, Franc Fernandez tarafından tasarlanan MTV Video Müzik Ödülleri’nde bir et elbisesinde de yer aldı.

 2007 yılında koleksiyonunu başlatan mücevher tasarımcısı Delfina Delettrez gibi tasarımlarında gerçeküstücülük dokunuşuna sahip çok çeşitli çağdaş tasarımcılar var. Delettrez’in koleksiyonları genellikle çocukluğundan sürrealist bir şekilde ilham alıyor. Tasarımlarına kurbağalar, kafatasları, gözler, şiddetli hayvanlar ve zehirli böcekler ekliyor.

Gözlük tasarımcısı Anna-Karin Karlsson da tasarımlarına hayvan ve çiçek katan benzersiz şekiller yaratıyor, bu yıl da atı güneş gözlüğü için bir çerçeve olarak simgeleyen ‘Atın Yılı’nı tanıttı.

Chalayan, ticari olmaktan çok kavramsal olarak kabul edilen birkaç moda tasarımcısından biridir. Giysileri ve koleksiyonlarının sunumu güzel sanatlar, tiyatro ve hatta mobilya tasarımının alanlarını kapsıyor. Podyum gösterileri, trambolin gibi sahne aksesuarlarının eklenmesiyle geleneksel olmayan performanslar haline geliyor. Etkileri bilim kurgu ve genetik antropoloji kadar belirsiz olarak belirtiyor, bu yüzden yaratımlarının nasıl hızlı bir şekilde hiperbolik hale geldiğini anlamak kolaydır.

Milliner Treacy’nin gemi başlıkları eterik ve masal gibidir. Seçtiği değirmencilik ortamının sınırlarını genişleterek, yüksek moda dünyasına heykel başlıkları tanıttı. Parçalarının kafaya tünemiş olması ve doğal olarak kullanıcının hareketini takip etmesi, sadece performans duygusuna katkıda bulunur – örneğin, podyum ekranının mavi aydınlatmasına karşı bu Gemi başlığı, berrak bir gökyüzüne karşı denizde süzülüyor gibi görünüyor.

Saint Laurent, modanın büyüsünü, aşağıdaki alıntıda çok sayıda kaynaktan görüntüler etrafında fantezi üretebilen bir araç olarak özetliyor;

“ Bir aynayı göle, camı değerli taşlara, kurdeleleri bir ormana, tülü sis haline dönüştüren sihirbaz olmayı başardım. Tiyatro tarafından atılan büyüler bana gerçeklikten daha canlı ve aydınlık bir geri çekilme gibi geldi. ”

– Yves Saint Laurent

Kaynakça:

https://tr.wikibooks.org/wiki/Resimcilik/S%C3%BCrrealizm

https://ekstrembilgi.com/sanat/gercekustuculuk-surrealizm/

https://www.thejulietreport.com/blog/2019/1/24/meme-couture-viktor-rolf-spring-19-haute-couture

https://www.buro247.me/fashion/buro-loves/fashion-and-surrealism.html

https://www.louisarogers.net/blog/2019/2/9/deconstructing-reality-surrealism-on-the-catwalk